PROGRAM BÜTÇE VE PROGRAM BÜTÇE TECRÜBESİ IŞIĞINDA YENİ BÜTÇE ANLAYIŞI Ertan TOSUN
Devlet Bütçe Uzmanı * I- GİRİŞ Kamu yöneticileri, tahsil edebilecekleri vergilerin sınırlı olduğunun farkına vardıkları günden itibaren, tahsil edilen vergilerle daha büyük amaçlara ulaşabilmenin yolunu aramışlardır. Bu arayış bütçenin misyonunu ağırlaştırmış ve beraberinde bütçeye bir takım ekonomik fonksiyonlar yüklemiştir. Kaynakların kamu ve özel sektöre dağılımı, milli ekonominin kalkınması, tam istihdam, fiyat istikrarı, gelir dağılımının düzenlenmesi ve ödemeler dengesinin olumluya gidişinin sağlanması şeklinde belirlenen bu fonksiyonların gerçekleşmesinin, büyük ölçüde etkin bir bütçeleme anlayışıyla doğrudan ilişkili olduğu düşüncesi genel kabul gören bir düşünce haline gelmiştir. Bütçeleme anlayışının yukarda bahsedilen önemi, vergi yükünü artırmaksızın eldeki mevcutlarla daha yüksek çıktı elde edebilmek amacıyla, bütçeleme anlayışının sürekli bir tekamül içinde olmasını gerektirmiştir. Gelişmiş ülkelerde 1850-1900 arasında başlayan bu arayışın ülkemizdeki yansıması 1960'lı yıllara rastlar. Ülkemizde 1961 yılında planlı kalkınma dönemine geçişle birlikte, kamu yönetiminin geliştirilmesine de özel bir önem verilmiştir. Kamu yönetimde yeniden düzenleme söz konusu olunca, mali yönetimde yeniden düzenleme de kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkmış ve bütçe reformu yapılması gereği tespit edilmiştir. Fransa, Hollanda ve nihayet ABD ile yapılan ortak çalışmalar neticesinde 1973 yılında program bütçe uygulamasına geçilmiştir. Program bütçe uygulaması, bir yandan ülkenin mali yapıya ilişkin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bir yandan da dünyadaki gelişmelere ayak uydurmak amacıyla uygulandığı dönemlerde bir takım değişimlere uğramıştır. Ve bu değişimler önce "program bütçe anlayışının" erozyona uğramasına neden olmuş ve nihayet 2004 yılında da "program bütçe kod yapısının" yerini Analitik Bütçe Sınıflandırmasına (ABS) bırakması ile son bulmuştur. Bu çalışmada 1973 yılında geçilen “program bütçe”yle hedeflenen "program bütçe anlayışı"nın ne olduğu ortaya konulmaya çalışılacak, özellikle 1970'li yılların başındaki yaklaşım tespit edilemeye çalışılacak ve 30 yıllık uygulama süresince bu anlayışın gerçekleştirilip gerçekleştirilemediğine bakılarak ABS için "bütçeleme anlayışı" önerilerinde bulunulacaktır. Bu hedeflere ulaşmak için öncelikle 1973 yılında bütçe reformuna götüren ortam yani klasik bütçe anlayışına değinilecek ve ardından program bütçeye değinilecektir. Program bütçe öncesinde bütçeleme anlayışı ne idi? Ülkeyi program bütçeye götüren sebepler ne idi? Ve en önemlisi program bütçeden beklenen ne idi? Ne oldu? Neden? II- PROGRAM BÜTÇE ÖNCESİ DÖNEM Ülkemizde bütçe hakkı 1924 Anayasası ile birlikte tanınmış olmasına rağmen bütçenin 1927 yılında yayımlanan 1050 sayılı Kanun ile beraber çağdaş bir anlama büründüğünü söylemek mümkündür. Fakat bütçe hakkı ileri bir şekilde 1961 Anayasasıyla belirlenmiştir ve 1973 yılına kadar uygulanan bütçe, klasik bütçe anlayışını sergilemiştir. Klasik maliyeciler devlet bütçesini aile bütçesi ile aynı düşünerek var olan gelirler kadar harcama yapma esasından hareket etmişlerdir. Nasıl bir evin reisi cüzdanındaki paradan fazlasını harcayamazsa devlet de gelirlerden fazlasını harcayamaz fikrinden hareket ederler. Klasik bütçe anlayışında bütçenin işlevlerini yapabilmesi için klasik bütçe ilkelerine göre, bütçe ödeneklerinin verilmesinde yapılacak kamu hizmetlerinin niteliği ve niceliği değil, o hizmeti yapan örgüt göz önüne alınır, ödenek, o örgütün hizmetlerini yapabilmesi için o örgütün devamını gerektiren miktarda verilir. Bu ödeneklerin ayırımında, ayırımı yapan örgüt (Maliye Bakanlığı) ve parlamentonun; o örgüt tarafından yapılacak hizmetler, hizmetlerin verimi ve nasıl yapıldığı hakkında bir fikri yoktur. Adeta harcanan para kadar hizmetin yapıldığı kabul edilir. Klasik bütçe uzun bir geçmişine, geniş bir uygulama alanı olmasına ve pek çok tecrübelerine rağmen bazı güçlükleri yenemediği gibi gelişen şartlara uyamama durumları da var olduğundan bazı eleştirilere uğramıştır. Bu eleştirileri “Program Bütçe Reform Grubu” üyelerinden Gülay Coşkun şöyle sıralamıştır. 1- Klasik
bütçe ile hükümetin neyi niçin yaptığı hangi amaçlara ulaşmak istediği
değil, neleri satın aldığı ve bunlara ne kadar harcadığı saptanabilir.
Bu harcamaların sonucu elde edilen yararlar ve hükümet programlarının
maliyet-fayda ilişkileri üzerinde durulmaz. Bunun içindir ki, amaca önem
verilmemekle, bu amaçların saptanması ve belirlenmesi için bir çaba sarf
edilmez. Giderlerin saptanmasında sadece geleneklere bağlanılır ve siyasi
faktörler büyük rol oynarlar. Klasik bütçenin
yukarda belirtilen eksiklikleri ve bütçeleme hususunda uluslararası alanda
yaşanan gelişmeler program bütçeye geçilmesine neden olmuştur. 20. yy da
savaş sonrası bütün endüstrileşmiş ülkelerde; sürekli bir gelişme, tam
çalışma ve ekonomik dengeye uygun şartları devam ettirmek, kamu iktidarlarının
görevleri arasına girmiştir. Klasik maliye kavramının temelinde yer alan
"bütçe politikasında denge işlevi" ve buna verilen önemde değişiklik
meydana gelmiş, kamu hizmetlerinin gelişimi kamu gelir ve harcamalarının
değişmesine ve bunların toplam talep üzerindeki etkilerinin gelişmesine
sebep olmuştur. Hükümetler, böylece, vergi ve harcama politikalarını genel
talep durumu ile bağlantılı olarak düşünmek ve ekonomideki dalgalanmaları
düzeltebilmek için bir araç olarak bütçeyi kullanmak gereğini duymuşlardır.
Kaynakların tam kullanımı, olumlu ödemeler dengesi, dengeli fiyat, uzun
sürede gelişmeye elverişli olasılıkların yaratılması sorunları ve bunların
çözümlenmesi meseleleri ortaya çıkmıştır. Gelişmiş ülkelerde "bütçe" alanında 1950'lerden başlayan gelişmelerin 1970'lerin başına geldiğimizde nihayetlendiğini görmekteyiz. Fonksiyonlarındaki gelişmeler sonucu bütçeler, sadece yasama organının yürütme organını denetleme aracı olmaktan çıkıp devletin ekonomiye müdahale etme, yön verme aracı haline gelmiştir. Kamu hizmetlerinin maliyeti ile hizmetlerin amaçlarına ulaşmadaki başarı derecesi arasında bir karşılaştırma yaparak, o hizmetin verim ve etkinliğini ölçme ve yasama organı tarafından hükümeti bu yolla denetleme düşünce sistemi hakim olmaya başlamıştır. Devlet harcamalarında bunların nelerden ibaret olduğu değil de bu harcamaların "neden ?", "niçin?", "hangi amaçla?" yapıldığı üzerinde durulup yanıtları alınmaya çalışılmıştır. Bu amaç için devlet harcamalarında hizmet fonksiyonlarına göre bir sınıflandırma yapılıp, devlet bütçesinin adeta hükümet programı haline gelmesi ve fonksiyonel etkinlik denetiminin yapılması sağlanmıştır. Ayrıca seçimlik programlar ve bunların performanslarını çağdaş tekniklerle saptamakla, karar verme organlarına yardımcı olunabilmektedir. A-
Program Bütçe 1948 yılında ABD Deniz Kuvvetlerinin bütçesi performans esasına göre yapılmıştır. 1950 yılında Hoover Komisyonu raporunda performans bütçe tekniği önerilerini getirip, faaliyet ve projeler esasına göre bütçe esası önermiştir. 1955 yılında aynı komisyon program ve performans terimlerini eş anlamlı olarak kullanmış ve çalışmalarını genişletmiştir. Planlama-Programlama-Bütçeleme adını alan sistem 1961 yılında ABD Savunma Bakanlığında uygulanmış ve başarılı sonuçların alınmasıyla beraber 1965 yılında bütün bakanlıklara yaygınlaştırılmıştır. B-
Ülkemizde Program Bütçe Program performans bütçe (PPB), 1969 yılında Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünce hazırlanan seminer notlarında; "hükümetin tespit ettiği gayeleri gerçekleştirmek için, mevcut kaynakları çeşitli alternatif yollar arasında dağıtırken isabetli kararların alınmasına yardımcı olan bir sistemdir" şeklinde tanımlanmıştır ve PPB sisteminin en önemli özelliğinin "alternatif yolların sistematik analizlerini yapması" olarak belirtilmiştir. PPB Sisteminin
başlıca unsurları olarak; Program yapısı, uzun dönemli program ve mali
plan ile program analizi sayılmıştır. Özellikle Program analizinin üzerinde
durularak bu hususun tam anlamıyla gerçekleştirilebilmesi için; açıklanmasının ve yazılı hale getirilmesinin gerekliliği üzerinde durulmuştur. Burada değinmekte
yarar gördüğümüz bir husus ta "Program Performans Bütçe" kavramı
ile "Program Bütçe" kavramının 1960-70 yılları arasında aynı
anlamda kullanılmış olmasıdır. Yine aynı kaynağa göre; program bütçe, kamu yönetimi tarafından yapılması gereken görevlerin fonksiyonel sınıflandırmasıdır. Program bütçe, Devlet yükümlülüklerinin yapılan hizmet açısından değerlendirilerek sınıflandırıldığı ve kaynakların ayırımında, faaliyetlerin yürütülmesinde hizmeti esas alan bir bütçe biçimi olup, devlet fonksiyonlarının ve bu fonksiyonların gerektirdiği hizmetlerin sınıflandırılmasının yapılması, ilk kademesidir. Böylece yürütme organının yapmakta olduğu hizmetlerin ve bu hizmetlere yapılacak harcamaların saptanması bakımından özellikle önemli olup, hangi hizmete öncelik verileceğini saptayarak kaynakların bunlara öncelikle ayrımını sağlar. Program bütçe, dört önemli parçadan oluşmaktadır. Bunlar; sınıflandırma, gerekçe, ödeneklendirme ve sistem analizdir. Program bütçe üzerine yapacağımız incelemeyi de bu dört unsur üzerine oturtmaya çalışacağız. a-
Sınıflandırma: Sınıflandırmanın esasını "program" denen ana hizmet grupları teşkil eder. Kamu kuruluşlarının her birisi belirli hizmetleri görmek, başka bir deyimle belirli amaçlara erişmek için çalışırlar. Böyle bir amacı olmayan her hangi bir kamu kuruluşu düşünmek imkansızdır. Programın bir başka özelliği de anlamlı bir nihai hasıla vermesidir. Başka bir deyimle o program tarafından yaratılan hizmetin, başlı başına bir değer ifade etmesidir. Bakanlıkların levazım ve özlük işleri gibi hizmetler program tanımında değildir. Program sınıflandırmasında önemli hususlardan biri de teşkilat yapısı ile olan ilişkisidir. 1970 yılı Bütçe Hazırlama Rehberinde "Program Yapısının Teşkilat Şemasına Uygunluğu Gerekli Değildir" başlığı altında; program sınıflandırması yapılırken, teşkilat önemli olmamakla beraber pratik bakımdan işe bakanlık veya bağımsız kuruluşun teşkilat şemasının çıkarılması ile başlamak gerekir. Böylece bir teşkilat tarafından yürütülmekte olan bütün hizmetler gösterilmiş, yetki ve sorumluluklar belirtilmiş olur denilmektedir. Program ile teşkilat yapısı arasında ilişki kurulurken, özellikle gereksiz teşkilatlanmalar sonucunda aynı bakanlığın içinde aynı işi yapan iki farklı birimin olması ihtimalinin yüksekliğinden endişe edilerek "program = birim" denilememiştir. Bu hususu rehber şöyle açıklamıştır: "Bakanlıkların bir çoğunda genişleme temayülü mevcuttur. Bu nedenle, teşkilat kanunları dışında onaylarla yeni faaliyet birimleri kurulması yoluna gidilmiştir. Bunlar bazen gerçek ihtiyaçları karşılamakta bazen de aslında ihtiyaç duyulmadığı halde türlü sebeplerle tesis edilmektedir. Örneğin Milli Eğitim Bakanlığında … Kütüphaneler Genel Müdürlüğü yanında aynı amaca hizmet eden Milli Kütüphane Genel Müdürlüğü kurulmuştur.… Bir program sınıflandırmasında, farklı teşkilat birimlerince yürütülmekte olan aynı mahiyetteki hizmetlerin birlikte gruplandırılması esastır." Burada alt-program ve faaliyet/proje'nin nasıl tespit edildiğine değinmeyeceğiz. Ancak "madde tasnifi" olarak tanımlanan "Harcama Kalemi" hakkında Rehberin yaklaşımı ilginçtir. "Program bütçede ana tasnif şeması program, alt-program, faaliyetler şeklinde düzenlenir, bununla beraber basit bir madde tasnif şeması ikinci derecede önemli olarak kullanılacaktır." b-
Gerekçe Gerekçede bulunması gereken bölümlerden ikisi gelişim ve hedeftir. Gelişim kısmında söz konusu hizmetin cari yıla kadar geldiği seviye belirtilir. Program bütçenin uygulandığı ilk yılların Bütçe Hazırlama Rehberlerine bakıldığı zaman gelişimle ilgili olarak ortalama son beş yılın verileri talep edilmektedir. Gerekçelerin
en anlamlı kısmı hedefler kısmıdır. Belli bir yılda bütçeye konulan belirli
miktardaki ödenek, o hizmetin belirli bir seviyeye çıkarılması amacını
güder. Bu ödeneğin bütçeye, programı yürütmekten sorumlu olan kimse veya
ünitenin, hizmetin belli bir seviyeye çıkarılması şeklinde zımni bir taahhüdü
karşılığında konulduğu farz edilir. İşte program hedefleri kısmında bu
taahhüdün sınırları mümkün mertebe kesin bir şekilde tespit edilir. Program
"hedef-lerinde" de aynı "gelişim" kısmında olduğu
gibi gelecek beş yıla ait hedeflerin ortaya konulması istenmektedir. c-
Ödeneklendirme Anlayışı Burada Maliye Bakanlığınca yapılması gereken şeylerden biri maliyet kalemlerinin tespitinde kullanılacak standartların geliştirilmesidir. Bütçe hazırlama rehberinde yer alan açıklamalardan ve tablolardan anlaşılan Bakanlığın bu maliyetlerle ilgili bir takım standartlar belirlemeye çalıştığı fakat bunu ilerleyen yıllarda kurumsallaştıramadığıdır. d-
Program Analizi IV- PROGRAM BÜTÇE UYGULAMASI VE SONUÇLARI 1973-2003 yılları arasında uygulanan program bütçenin, başlangıçta hedef aldığı nokta ile geldiği nokta arasında bir mukayese ve bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. İlk yıllarında program bütçe, Türk Kamu Yönetimi ve siyasi organlar üzerinde büyük ilgi uyandırmıştır. Program bütçe sistemi ile geti-rilmesi istenilen reformlar konusunda kafalarda oluşan sorulara program bütçe çerçevesinde çözümler aranmıştır. Devlet idaresinde o yıllara kadar olmayan kaynak-amaç ilişkisi, ileriki yılların hizmet projeksiyonlarını gösteren programlar, bütçe plan ilişkisi, hizmete göre ödenek ayrılması, yöneticilerin yaptıkları veya yapacakları hizmetlere daha farklı açıdan bakmalarının sağlanması gibi hususlar program bütçenin ilk yıllarında başarılan hususlardır. Burada sorulması
ve cevabı aranması gereken soru şudur: Şu an geldiğimiz noktada program
bütçenin hedefleri gerçekleşmiş ve üzerine yeni ilaveler yapılarak geliştirilmiş
bir sistemle mi bütçe yapılmaktadır? Bu sorunun cevabı "hayır"
dır. Şöyle ki: Yukarda program bütçenin eksiklikleri sıralanmıştır. Okuyucudan ricam bu eksiklikleri tekrar okumalarıdır. Bu eksiklikler makalenin başında Klasik bütçe için sıralanmış olan eksikliklerin aynısıdır. Sadece "klasik" kelimesi yerine "program" kelimesi yazılmıştır. Yani otuz sene sonra, otuz sene önceki noktadayız. PBS'nin ilerleyen
yıllarında ilk yıllardaki azmin ve heyecanın yerini rutinliğe bırakması
program bütçeden beklenen hizmetin sağlanmasına mani olmuştur. Bu konuda
Coşkun "Maliye Bakanlığı başta olmak üzere, gereken önem verilerek
PBS'nin geliştirilmesinde başarılı olunamadı. Bu konuda önderlik görevi
Maliye Bakanlığına düşerken, üst yöneticiler tarafından "uygulamaya
geçildi, her şey bitirildi" görüşüyle gelişme çalışmaları durduruldu."
demektedir. Otuz yıllık uygulamadan sonra aynı noktadayız. Neden? Bütçeleme
anlayışını iki grupta toplayabiliriz. Bunlardan birincisi klasik bütçeleme
anlayışıdır ki bu anlayış her hangi bir uğraşı, ilke ve hedefi gerektirmeyen
en ilkel bütçeleme anlayışıdır. Klasik bütçelemeyi sadece denk bütçe anlayışı
olarak algılamamak gerekir. Burada dikkati çekmek istediğimiz husus bu
anlayışın "sadece idarelerin mevcudiyetinin devamını sağlamak"
şeklinde tanımlanan bütçeleme anlayışı ve bu anlayış etrafında kümelenmiş
olan yaklaşımlardır. Bütçeleme anlayışının ikinci grubunda program bütçeden,
çok yıllı bütçelemeye, sıfır tabanlı bütçelemeden performans esaslı bütçelemeye
kadar uzanan her türlü modern bütçeleme anlayışı bulunmaktadır. Program bütçe uygulamasında bu müdahale yapılamamış ve sıçrama gerçekleştirilememiştir. Bunun nedenlerini iki grupta toplamak mümkündür. 1-
İçsel nedenler: 2-
Dışsal nedenler: PBS'nin yukarda değinilen eksikliklerine ilave olarak, mali yönetim alanında yaşanan gelişmeler neticesinde; hesap verilebilirlik ve saydamlık gibi kavramlar literatürümüze girmiştir. Bu gelişmenin bir gereği olarak 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda "Harcama Birimi", "Harcama Yetkilisi" gibi kavramlar yer almıştır. Kanun veya KHK gibi üst hukuk normlarıyla kurulan birimlere tahsis edilen ödenek ile önemli makamlara atanan -örneğin üçlü kararnameyle atanan birim yetkililerinin- kullanımına sunulan ödeneklerin bütçe kanunlarında gösterilmesi, her şeyden önce muhatabın tespiti açısından önemlidir. Sınıflandırmada birim anlayışının olması bütçe sınıflandırması ile teşkilat yapısı arasında olan kavgaya da son noktayı koymaktadır. Fonksiyonlar, Hükümetin temel hedeflerinin gerçekleşmesine yönelen ana faaliyet gruplarıdır. Program, bir fonksiyon içindeki, kuruluşların yapacakları işleri belirleyen ana kategorilerdir. Fonksiyonel sınıflandırma, topluma sağladığı belli ve farklı hizmetleri içine alan ana hedefler olarak tarif edilebilir. Bu tip bir sınıflandırma, harcamayı yapan teşkilata bakılmaksızın, hükümet harcamalarının hangi maksatlarla kullanıldığını açıkça ortaya koyar. Böylece her kamu hizmetinin hükümet harcamalarındaki payı bütçe rakamları ile ortaya konulur, bu da bütçenin toplum yönünden daha açık ve anlamlı bir mana kazanmasını sağlar. Program sınıflandırması, fonksiyonlarla sınıflan-dırılmış hedeflere ulaşmak için birimlerce yürütülen işlerin en yüksek seviyede sınıflandırılmasıdır. Yani program, birimlerin devletin ana fonksiyonlarına hizmet eden en yüksek seviyedeki sınıflandırmasıdır. Buradan hareketle program kodu, sınıflandırmanın merkezinde yer alan bir kod grubu olmak zorundadır. Bağlı olduğu ana grup parçası olduğu fonksiyon, fonksiyonun bağlı olduğu yer de birim tanımlamasıdır. Programa bağlı olan parçalar ise maliyetlerini tespite yarayan harcama kalemleridir. Bu koordinat tanımı bizi ABS'nda fonksiyonel sınıflandırmanın dördüncü düzeyine götürmektedir. Yani programın üzerine yüklenen misyonu yerine getirecek alan, ABS'nda mevcuttur. PBS'nın ilk yıllarından itibaren tarihe gömülen üç unsurun; gerekçe, ödeneklendirme ve program analizinin, performans bütçe ile yeniden diriltilmesi ve yeni bir ruh kazandırılması gerekmektedir. Aksi takdirde ABS, bütçeden beklenen fonksiyonları tek başına yerine getirmede yeterli bir unsur değildir. Ruhu olmayan bir sınıflandırma, bütçe değildir. O ruh, performans bütçe ile sağlanacaktır. Bütçe hazırlama ile ilgili bir diğer sorun da personel sorunudur. Bütçe hazırlama, kurum ve kuruluşların bütçe birimi personelini ve sorumlu kişilerini içine alarak gerçekleştirilir. Bütçeyi hazırlamak ve uygulamak için kurum ve kuruluşlarda "bütçe birimlerine" ihtiyaç duyulmaktadır. Programlar ve performanslar bu kamu kurumlarınca tespit edilecektir, BÜMKO tarafından değil. Fakat BÜMKO, koordinasyon, yol gösterme, liderlik etme ve asistanlık bakımından odak noktasını teşkil edecektir. Kurum ve kuruluşlarda, programların veya performansların birbirine uygunluğundan sorumlu "bütçe analistleri"ne ihtiyaç duyulacaktır. Ancak bu yapılabildiği zaman performans bütçenin bir anlamı olabilecektir. 5018 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeler neticesinde oluşturulan "Mali Hizmetler Birimi"ne BÜMKO özel önem vermelidir. Aslında BÜMKO'nun görevi harcamacı kurumlarda yer alacak "İç Denetçilerin" yapılandırılması değil, "Mali Hizmetler Birimlerinin" yapılandırılması olmalıdır. SONUÇ Bu vesile
ile Program bütçe reform grubunda büyük fedakarlıklarla çalışmış olan
grup üyelerine sağlık esenlik, aramızdan ayrılmış olanlara da Allahtan
rahmet dileriz. 1971 yılında Konya’da doğdu. 1991 yılında Hacettepe Üniversitesi İ.İ.B.F İşletme Bölümünden Mezun oldu. 1993 yılından beri Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünde Devlet Bütçe Uzmanı olarak çalışmaktadır. |